Hekimsen Açlık ve Yoksulluk Sınırı hesaplamasında 2026 yılı Şubat ayının ikinci haftasında gıda enflasyonu %4,75 çıkmıştır. Açıklanan veriler ve harcama kalemlerine yansıyan tablo, Ramazan ayı öncesinde ve Ramazan’ın başlangıcında temel gıda ürünlerinde dikkat çekici fiyat yükselişleri yaşandığını açıkça göstermektedir.
Aralık 2025’ten Ocak ve Şubat 2026’ya uzanan süreçte;
- Süt grubunda düzenli ve istikrarlı artışlar,
- Et, balık, yumurta ve kuru baklagillerde belirgin yükselişler,
- Sebze ve meyve fiyatlarında keskin sıçramalar,
- Ekmek ve tahıl ürünlerinde sürekli artışlar gözlemlenmektedir. Özellikle süt ile sebze ve meyve gruplarındaki hızlı yükseliş, Ramazan sofralarının temel ihtiyaç kalemlerinde ciddi bir maliyet baskısı yaratmıştır.
Ramazan ayı; paylaşmanın, dayanışmanın ve yardımlaşmanın simgesidir. Ancak ne yazık ki bazı kesimler bu manevi atmosferi fırsata çevirerek temel gıda ürünlerinde fahiş fiyat artışlarına yönelmektedir. Talebin arttığı bu dönemi gerekçe göstererek yapılan zamlar, ekonomik olarak zaten zor durumda olan vatandaşın sofrasını doğrudan etkilemektedir. Bu durum yalnızca ekonomik bir sorun değil, aynı zamanda ciddi bir vicdani meseledir.
Gıda, lüks değil zorunluluktur. Özellikle Ramazan ayında et, süt, bakliyat, sebze ve ekmek gibi temel ürünlerde görülen orantısız fiyat artışları “serbest piyasa” anlayışıyla açıklanamaz. Talep artışını bahane ederek yapılan bu zamlar, piyasa dinamiklerinin ötesinde açık bir fırsatçılık görüntüsü vermektedir.
Bu noktada devletin denetim mekanizmalarını daha etkin biçimde devreye alması kaçınılmazdır.
- Fahiş fiyat denetimleri artırılmalı,
- Stokçuluk ve manipülatif fiyatlama engellenmeli,
- Haksız kazanç sağlayan işletmelere caydırıcı yaptırımlar uygulanmalıdır.
Serbest piyasa kuralları, toplumsal hassasiyetlerin ve kamu yararının önüne geçmemelidir. Manevi değeri yüksek Ramazan ayında fiyat artışlarının hız kazanması, piyasa ahlakı açısından da ciddi şekilde sorgulanmalıdır.
Vatandaşın sofrası üzerinden kazanç sağlamak ne ekonomik ne de ahlaki olarak savunulabilir. Ramazan ayında büyümesi gereken dayanışmadır; fırsatçılık değil. Toplumsal vicdanın korunması ve ekonomik adaletin sağlanması için hem piyasa aktörlerine hem de kamu otoritelerine önemli sorumluluklar düşmektedir. Sofraların bereketi, fırsatçılıkla gölgelenmemelidir.

