OECD verilerine göre Türkiye, iki çocuklu ve tek gelirli ailelerde bordro vergi + SGK kesinti yükünde %40,3 ile OECD ülkeleri arasında 1. sırada yer alıyor.

Dünkü paylaşımımızda çocuksuz ve bekar bir çalışanın bordrosundaki kesinti yükünü değerlendirmiştik. Bugün ise iki çocuklu, tek gelirli bir ailenin üzerindeki yükü ele alıyoruz.Türkiye'de sistem, çocuğunuz olup olmamasına bakmıyor; bordrodaki yük değişmiyor.

Türkiye: Bekar da olsa, 2 çocuklu da olsa bordroda kesinti aynı: %40,3

OECD Ortalaması: Çocuklu ailede yük %35,1'den %26,2'ye düşüyor.

Sonuç: OECD ülkeleri ailelere 8,9 puanlık bir nefes alanı açarken, Türkiye’de bu fark değişmiyor!

Başka bir ifadeyle, OECD ülkelerinin büyük bölümünde vergi ve sosyal güvenlik sistemi çocuklu aileleri koruyacak şekilde işlerken; Türkiye’de çocuklu aile ile bekar çalışan neredeyse aynı mali yük altında bırakılıyor.

Türkiye’de aileye destek değil, bordroda kesinti yükü var.

Sorun yalnızca ücretler üzerindeki yüksek vergi ve prim kesintisi değildir. Asıl dikkat çekici nokta, çocuklu ve tek gelirli bir aileye bordroda anlamlı bir avantaj tanınmamasıdır.

OECD karşılaştırması, Türkiye’nin aile lehine vergi avantajı üretmeyen tek istisnai ülkelerden biri olduğunu açıkça göstermektedir.

HEKİMSEN olarak talebimiz nettir:

  • Tüm bordrolu çalışanlarda gelir vergisi ve SGK kesinti yükü, çocuk sayısına bağlı olarak kademeli şekilde azaltılmalıdır.
  • Analık izni süresinin uzatılması elbette kıymetlidir; ancak tek başına yeterli değildir. Doğum iznini 16 haftadan 24 haftaya çıkaran ve babalık iznini düzenleyen kanun teklifi önemli bir adımdır. Fakat bu adım, doğrudan ekonomik desteklerle tamamlanmalıdır.
  • Sadece izin yetmez, ekonomik destek şarttır!
  • Günümüz ekonomik koşullarında aileyi desteklemek için bordro yükünün azaltılması artık bir tercih değil, zorunluluktur.

OECD standartları ve sürdürülebilir nüfus politikası açısından önerimiz:

  • 1 çocukta: Gelir vergisi %15 ile sabitlenmelidir.
  • 2 ve üzeri çocukta: Bordrodan gelir vergisi kesintisi tamamen kaldırılmalıdır.

Aynı şekilde çocuk sayısına bağlı olarak SGK prim kesintileri de düşürülmelidir.

Aileyi desteklemek yalnızca izin sürelerini artırmakla olmaz.

Ebeveynlerin cebine dokunan doğrudan mali teşvikler hayata geçirilmelidir.Güçlü aile, güçlü ekonomi ile mümkündür.